öyle zavallı bir halin var ki,
ey penceremden görünen ağaç!
bilmiyorum nesin; kestane? erik belki, ayırt edemem...
sen biliyor musun?
etrafındaki tüm ağaçlar kışı uğurluyor,
cemreleri sayıyorlar bir bir
çiçek açmaya hevesli tomurcukları
sen güzü karşıladığını sanıyorsun, sararmış yapraklarınla...
çiçeklerini mi kuruttular, yoksa sen mi kurudun?
güz geçeli çok oldu ağaç!
karlar yağdı da eriyip köklerine bile ulaştı
haberin yok mu?
toprak da mı küstü sana su vermiyor?
yoksa sen de benim gibi en çok sonbaharı seviyorsun da
yaz gelmesin mi istiyorsun?
ama sen ağaçsın!bahar gelecek, bahar dallarının altından sevgililer geçecek...
çiçeklerin sevgililerin saçlarını süsleyecek...
belki onlardan biri ben olacağım,
hani olmaz ya,
belki baharımın ilk çiçekleri
sevdiği'nin gönlünden toplanacak...
sonra yine akşam olacak, sana baktığım yerden,
-işte tam burdan-
ağlayacağım,
sana ağlayacağım,
kendime ağlayacağım,
en çok da
hiç bir şeye ağlayacağım...
ben ağladıkça hızlanır yağmurlar, belki sen de getirirsin kendi baharını.
kuşlar konar dallarına
gece güne dönerken,
uykusuzluğumdan dallarındaki kuşlar uyandırır beni...
hadi uyu zavallı ağaç,
bahara yor düşlerini
ben uyandırırım seni...
1.3.2008
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder