bir öğle vakti indirimci bir kitapçıdan başucundan çantadan ayırılmayası iki kitap aldım: "yazma" ve "bir siyasinin şiirleri". yol kenarına sığınıverip "yazma"yı bir çırpıda okudum. hayata, hayatıma dair sanki çoğu. bir kez daha hayran kaldım can babaya. "yazma"nın hediyesi olan cd den can yücel'in sesinden dinlerken şiirlerini, bir ikisini aktarıyorum buraya...
yüreğimden sesleniyormuş gibi sesi.
KEYİF
uyanacak olduktan kelli,
gelen gece karanlık olsun;
yeter ki erişsin uyku,
varılacak sabah olsun.
benden etsin siftahını,
selamım alsın güneş;
işte gene çıktım, karşındayım
çiçekli vişnem, aşılı vişnem.
demek ki yetmemiş ömrümüz;
yiyecek aşımız, görecek günümüz varmış;
desene işimiz iş;
değme gitsin keyfine.
KAYIP ÇOCUK
birden işitilmez olsun ayak seslerim;
gölgem bir başka sokağa sapıversin;
unutayım bir anda her şeyi,
nerde oturduğumu,
bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
aklım arayadursun başka kapılarda kısmetini,
ben bilmediğim sokaklarda bir başıma;
gönlüm öylesine geniş, öylesine ferah,
ilk defa görmüş gibi dünyayı,
bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
hatırlamam artık değil mi, dostlar,
hatırlamam artık garipliğimi?
46-50 yılları arasında yazılmış şiirlerinden.
başka satırları da geliyor aklıma. shakespeare sonelerine 'can'vari tercümelerini, "bağlanmayacaksın bir şeye"yi, "mare nostrum"u ve "her şey sende gizli"yi... ezber ettiğim dizelerini....
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
şimdilerde değer vermek değil, değer bilmemek bir değer!
devamı daha geniş zamanlarda...
ee hasan ali'nin oğlu can baba, şanslıdır aslında... bu yüzden de bilir bir yandan insan sevgisini, kalıcılığı, değeri...
YanıtlaSil