5 Mayıs 2010 Çarşamba

hıdırellez.hedirles.ederlez

5 mayıs'ı 6 mayıs'a bağlayan gece hızır ile ilyas buluşur, doğaya can vermek için bereket dağıtırlar... yaz mevsimi başlar. gül dibine dilekler gömülür, toprağa resimler çizilir...

tek bir halka ait değildir hıdırellez, islamiyet öncesi türklerinindir de, mezopotamya halklarının da, balkan halklarının da... binyıllardır iç içe geçmiş halklar 6 mayıs günü aynı ateşin başında doğayı kutsarlar, doğanın verdikleri için şükreder, bereketini üzerlerinden eksik etmemesini dilerler.

çocukluğumun hıdırellezlerinde her şeyi çoğalırdı. yokluğun hüküm sürdüğü bir mahallede hıdırellez günü hiçten her şey yapılırdı. kayısı ağaçlarında çağlaların patladığı, asmaların koruk verdiği, eriklerin sertleşmemiş çekirdeklerinin ağzımızı burduğu günlerdi hıdırellezler... gece, dileyecek çok şey varmış gibi, gül ağaçlarına koşardık. sabah kesin bir iç huzuruyla uyanırdık! tüm evler öğlene kadar elinde ne varsa çıkarır öğlen olunca dalların serinliğinde, ve hanımeli kokusuyla, hepbirlikte, yerdik...

şimdi ne o bahçe var toplanacak, ne o mahalle, ne dilek dileyecek gül ağaçları. ama hıdırellez hala önemli. hıdırellezi bu kadar önemli kılan ne? insanın içindeki inanma arzusu mu? olağanüstü olayların kaybolmayan çekiciliği mi? insan dilemeden yaşayamaz mı? yazın başladığını hızır ile ilyas gelmese anlayamaz mı?

anlar elbet. yaşar da...ama insan doğaüstü varlıklara olaylara inanmadığında biraz daha mekanikleşir. işler biraz daha zorlaşır hem. dindar olmanın çekiciliği de yaşananları senden bağımsız ve üstte olan bir varlığa havale etmekten değil mi? kolay olanı. kafa yormayanı. dinle alakası belki zorlayarak kurulabilir hıdırellezin. gerek de yok her kültürel, sosyal olayı dinle bağdaştırmaya, ama ritüelleri aynı sığınma isteğine dayanır belki...

bugünün hıdırellezi belki geçmişteki gibi evinin hemen yanındaki toprağa ayak basıp hızır ile ilyası bekleyerek, bereketleri için şükrederek; yakın geçmişimdeki gibi komşularla biraraya gelerek kutlanmıyor artık. ama anlamı geçmiştekinden farklı olmamalı... yine birlik demeli, bereket çağırmalı, doğaya el sürmeli, toprağı duymalı...
kendisi için bir şey yapmalı insan, yakında gül ağacı yoksa yıldızlara dileklerinizi söylemekle başlayın, kimse duymasa da siz dinlersiniz kendinizi...

1 yorum:

  1. dilekler ne zaman yazılır ne zaman denize atılır

    YanıtlaSil