30 Mayıs 2010 Pazar

yaz

gündür,
güneşin insafsız ışınlarını üzerimize saldığı, yağmur yağar gibi yere damladığımız, saçlarımızı derimizden bir santim ayıracak tatlı esintilerin peşine düştüğümüz.
gündür,
göğün mavisini yerde görmeye can attığımız, yeşilin de renklerden biri olduğunu hatırladığımız, şehirden kaçış planlarının en çok yakıştığı.
gündür,
akşamı sabaha bağlayan gecelerle dost olacağımız, zorunlulukların boğazımıza sarılacağı, iki hafta hiç gerek yokken hayata ara vereceğimiz.
gündür,
sarardı otlar, doğa baharı geçti, otlara güz doldu. pencereler serinliğe açılmıyor artık.
gündür,
dostlar ayrılıyor okuldan, kimisi "muş gibi" yapsa da.

bu şehrin ömrü tükendi bu sene de. eylüle kadar uykuda olacak ankara. ankaranın yazında kalanlar, ölü bir şehrin kıvrımlarında güzü düşleyecekler. ya da başka bir şehrin yazını, daha fenası. kaçıp gitmek en iyisi her şeyin.
doğmadan ölen sözcüklerim, siyah-beyaza hapsetmek istemediğim fotoğraflarım, telleri beni çağıran sazım için de...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder